Thu

25

Jun

2015

ARA ÖĞÜNLERİMDE GÜN KURUSU

Hasat mevsiminde güneşte kurutulduğu için koyu renk alan gün kurusu benim ara öğünlerimin vazgeçilmezidir ve çantamda mutlaka bulunur.

 

Gün kurusu kan yapımını arttırarak kansızlığa iyi gelir, içerdiği magnezyum ve kalsiyum sayesinde kemiklerin sağlam olmasını sağlar, lif içerdiği için kabızlığa iyi gelir, stresi azaltır ve sağlıklı bir cilt için önemlidir.

 

Gün kurusunu özellikle ara öğünlerimde tercih ediyorum çünkü tok tutuyor ve aktif bir gün geçiriyorsam güzel enerji veriyor. Canım tatlı bir şeyler istediğinde bile 2-3 adet tüketmek yeterli geliyor.

 

Gün kurusunu aynı zamanda sağlıklı ve doğal tatlı tariflerimde de kullanıyorum ve hatta aklımda yakında sizlerle de paylaşacağım güzel bir tarif var.

 

Şimdilerde hiçbir günümüz hafif ve koşturmacasız geçemiyor. Sabah kahvaltı yapıp çıksak bile bazen ögle yemeği saatimiz sarkabiliyor. Araya fazla zaman girip de mideniz acıkma sinyalleri verdiğinde hemen ulaşabileceğiniz yiyecekler olsun yanınızda. Gün kurusu gibi şeker eklenmeden kurutulmuş kuru meyveler bu tür durumlar için birebir.

 

Ara öğünlerinizi tüketmek için mutlaka belli bir saat olması gerekmiyor. Sıkı diyet programlarında yer alan saati belli öğünlere 1 ay; bilemediniz 3 ay sadık kalabilirsiniz. Bir ömür boyu aynı saatte yemek yemek nasıl mümkün olacak? Yoğun iş temposu, aile hayatı, sosyal yaşam derken kısıtlamalar bizi hep köşeye sıkıştıracak. Peki nasıl bir düzene gireceğim diyorsanız önce bedenize kulak verin. O size aç mı tok mu söyleyecektir. Kendinize sert sınırlar çizmeyin, size keyif veren alışkanlıklar kazanmaya özen gösterin ki bu güzel alışkanlıklar yaşam tarzınız olsun. Bir ömür boyu sıkı sıkıya bir programa uyarak mı yoksa keyif alarak mı beslenmek istersiniz?


0 Comments

Thu

14

May

2015

PANCARI SEVMEYEN KALMASIN


Bu hafta da hem en sevdiğim hem de şiddetle tavsiye edeceğim pancar var karşınızda.

Neden mi pancar?

  • İçerdiği minarel ve vitaminler bakımından mükemmel bir enerji deposudur. 
  • Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. 
  • Yoğun lif içeriği sayesinde kabızlığı giderir ve hazmı kolaylaştırır.
  • Böbrekleri çalıştırır.
  • İçerdiği folik asit B vitamini sayesinde kalp damar hastalığına ve  kansızlığa karşı koruyucudur.
  • İçerdiği potasyum sayesinde kas fonksiyonlarını güçlendirir.
  • Fosfor, demir, magnezyum, potasyum, çinko ve kalsiyum deposudur.
  • Kanser önleyici antioksidanlar olan Betanin ve vulgaxanthin içerir.
  • İdrar söktürücüdür.

Pancarı, besin değerini koruması için çiğ olarak tüketmenizi tavsiye ederim. Çünkü 15 dakikadan fazla pişirildiği/kaynatıldığı takdirde kanser önleyici antioksidan etkilerini ortadan kaldırmış oluyorsunuz. En güzeli çiğ pancarı salatalarınızda kullanmak. Ben her hafta pancarla değişik bir salata hazırlıyorum. Hatta hemen size güzel bir tarif de veriyorum. Belki bugün öğlen veya akşam yemeğiniz için size ilham olur.

http://www.yesimatac.com/2014/10/17/kinoa-ve-pancar-salatasi/


Hem hastalıkların hem de doğal olmayan gıdaların her geçen gün biraz daha arttığı bir dönemde yaşıyoruz. Sağlımıza gereken özeni göstermek için bir sonraki öğünü, ertesi günü, bir hafta sonrasını beklemeyelim. Bazen yarın çok yakınmış gibi geliyor ancak yeni başlangıçlar için geç olabiliyor.

Şimdi sağlığınızın değerini bilin ve daha da iyi olmak, hissetmek için doğanın size verdiği şifalı yiyecekleri tüketin.

0 Comments

Thu

16

Apr

2015

MUZ YEDİM TOKUM

Bu hafta ne önersem dedim ve aklıma hemen çantamın vazgeçilmezlerinden muz geldi. Özellikle çok koşturacağım günlerde mutlaka bir muz oluyor çantamda. Hem yemesi kolay hem de uzun sure tok tutuyor, güzel enerji veriyor.

Sakın muzun kalorisi çok demeyin şimdi. Kalori kısmını unutun bir süreliğine ve size neler neler kattığına bakın bakalım;

  • Besin değeri yüksek olan bir meyvedir. Özellikle potasyum, B6 vitamini ve folik asit bakımından çok zengindir.
  • Mideye çok faydalıdır, mideyi güçlendirir ve korur.
  • Stresi azaltır, depresyona iyi gelir.
  • Tam tersini düşünüyordunuz biliyorum ama kabızlığı gidermek için iyidir çünkü liflidir.
  • Enerji verir. Spor yapan biri olarak %100 faydasını görüyorum. 
  • İçerdiği potasyum sayesinde egzersiz sırasında veya gece oluşan krampları engellemeye yardımcı olur.
  • Kan basıncını ve tansiyonu dengeler.
  • Kilo vermeye yardımcı olur.
  • İçerdiği lif, potasyum, B6 ve C vitaminleri sayesinde kalp sağlığının korunmasına yardımcı olur.
  • Çocukların gelişimine büyük katkısı vardır.
  • Çok sağlıklı bir karbonhidrattır ve uzun sure tokluk hissi verir.
  • Yemesi ve yanınızda taşıması kolaydır!

Ben en çok sabah kahvaltımda, ara öğünlerimde, spor öncesi/sonrası tüketiyorum muzu. Mesela pancake yapıyorum, tarçınla karıştırıp smoothie hazırlıyorum, sağlıklı tatlılar yapıyorum.

Size hemen 2 tarif de veriyorum;

1)http://www.yesimatac.com/2015/01/29/muzlu-dondurma/

2)http://www.yesimatac.com/2014/11/26/muzlu-smoothie/

 

Besin içeriği yüksek yiyecekleri tüketerek midenizi güzel besinlerle doldurmaya özen gösterin. Çünkü ne yediğiniz nasıl hissedeceğinizi, nasıl bir vücut yapısına sahip olacağınızı belirler. 

0 Comments

Thu

12

Mar

2015

AVAKADO MUCİZESİ

Zengin vitamin ve minarel içeriği, yüksek besin değeri olan avakado da benim vazgeçilmezlerimden! İster sabah kahvaltısı, öğle yemeği, ister akşam yemeği olsun hepsi için avakado ile çok lezzetli ve sağlıklı öğünler hazırlayabilirsiniz.

 

Bir çok kişi yağ açısından zengin olan avakadodan uzak durmaya çalışıyor. Ancak bir çok çalışma avakadonun sağlıklı kilo kaybında çok önemli ve destekleyici bir besin olduğunu gösteriyor. Her zaman altını çizdiğim gibi önemli olan tükettiğiniz yiyeceklerin "besin değeridir" ve avakado bu konuda gerçekten ilk sıralara yerleşebilecek özelliktedir. Sağlıklı kilo vermek isterken yağ alımını azaltmak ve kalori hesabı yapmak işinizi kolaylaştırmak yerine sadece zorlaştıracaktır unutmayın. Size içeriğiyle fayda getirecek yiyeceklere yer verin beslenmenizde ve şimdiye kadar denemediyseniz önce faydalarını okuyun sonra da kapın bir avakado ve kendinize lezzetli bir şeyler hazırlamayı deneyin. 

 

Hatta size hemen avakadolu 2 güzel tarifimi önerebilirim:

http://www.yesimatac.com/2014/11/26/muzlu-smoothie/

http://www.yesimatac.com/2014/04/18/kahvaltida-avakado/

  • Sindirim sistemi sağlığını korur. Kabızlığa karşı etkilidir.
  • Bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Cildin yenilenmesine yardımcı olur. 
  • Güzel bir protein ve A,B,E vitamini deposudur.
  • Kalp sağlığını korur.
  • Kan basıncını düzenler.
  • Kansere karşı koruyucudur.
  • İyi bir antioksidandır.

Ne yediğiniz ruhunuzu ve bedeninizi etkiler. Bu yüzden yediğiniz her şeyi özenle seçmeye gayret edin çünkü iyi beslenerek hem iyi hisseder hem de sağlıklı bir bedene sahip olursunuz. 

 

0 Comments

Wed

18

Feb

2015

ŞİFA DOLU NAR

HER TANESİ ŞİFA DOLU "NAR" VAR KAHVALTIDA!

Vazgeçemediklerimden cevizi paylaşmıştım yakın zamanda şimdi de sırada tadıyla, faydasıyla hayatımın vazgeçilmezlerinden NAR var.

 

Her meyveyi mevsiminde tüketmenin önemli olduğunun altını çizerek narın en temel faydalarına gelin bir göz atalım beraber.

 

- Oldukça yüksek oranda antioksidan madde içerdiğinden kansere karşı koruyucudur.

- Tansiyonu dengeler.

- Cildi güzelleştirir.

- Bağışıklık sistemini güçlendirir.

- Narda bulunan polyphenolic, tannin ve anthocyanin adlı maddeler serbest radikallerle mücadele ederek damarların tıkanmasını engellerler. 

- Enerji verir ve yorgunluğu giderir.

- Bağırsaklarda iyi huylu bakterilerin (probiyotiklerin) gelişimini destekler.

- Diş etlerini kuvvetlendirir ve ağız yaralarına çok iyi gelir.

- Kandaki şeker seviyesini dengelediği için şeker hastaları için de çok faydalıdır.

 

Nar temizlemek biraz zahmetli olsa da bir seferde büyük bir saklama kabına hazırlayıp birkaç gün rahatlıkla tüketebilirsiniz. Ben bu sabah kahvaltıma ekledim mesela. Yulaf, chia tohumu, yoğurt, ceviz ve narı karıştırarak yedim. 

Narı kahvaltılarınızda, salatalarınızda bolca kullanın. Sıkabiliyorsanız suyunu da sıkıp için.  

 

Unutmayın; yüksek besin değeri içeren yiyecekleri tükettikten sonra size verdiği güzel enerjiyi bütün gün hissedebilirsiniz. Her konuda olduğu gibi "beslenme" konusunda da bakış açılarımız önemli. Neyi, nasıl görüp, değerlendirdiğimiz ve neleri nasıl değiştirebileceğimizi keşfetmemiz farklı bir bakış açısı ve bir şeyleri değiştirme gücü getirir hayatımıza. Hem de zorunlulukla değil SEVEREK, İSTEYEREK.

0 Comments

Wed

11

Feb

2015

HARİKA ATIŞTIRMALIK CEVİZ


Beslenmende “besin değeri” yüksek yiyeceklere ne kadar yer veriyorsun?

 

Her daim çantamda yer alan, bir çok yemeğe yakışan, tadına doyamadığım ve çok faydasını gördüğüm “ceviz” ile ilgili bunları hatırlamakta fayda var.

 

• Günde bir avuç ceviz tüketmek hafızayı güçlendirir.

• Güzel bir cilt için harika bir besindir. Cilt hücrelerini toksinlerden uzak tutar ve cilde parlaklık kazandırır.

• Antioksidan içeriği zengin olan ceviz; sağlıklı kilo verme döneminde tok tutma etkisiyle “harika” atıştırmalıklar arasındadır.

• Günlük besin lifi ihtiyacının %8’ini, kalsiyum ihtiyacının %3’ünü ve demir ihtiyacının %5’ini karşılar.

• Kansere karşı koruyucudur.

• Kalp ve damar sağlığına etkisi oldukça büyüktür.

• Özellikle ileri yaşlarda görülen kemik zayıflamasını yavaşlatır.

• Kolesterolü kontrol altında tutmaya yardımcı olur. 

 

Ceviz kahvaltı, yemek ve salatalarınıza kolaylıkla ekleyebileceğiniz lezzetli ve faydalı bir besindir. Mükemmel bir omega-3 kaynağı olan cevizi düzenli olarak tüketmeye özen gösterin. Faydalarını gördükçe siz de benim gibi ceviz olmadan olmaz diyeceksiniz:)

0 Comments

Fri

05

Dec

2014

KIŞ AYLARINDA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ UNUTMA

Aralık ayından merhaba dediğim ilk Cuma günü. Evet hem kış geldi hem de bugün haftasonu geldi:) Çevremde bir çok kişi hasta ve bir çoğu da iyileşir iyileşmez kısa bir sürede tekrar hastalanıyor. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek bu durumda çok büyük önem kazanıyor.

 

Daha iyi hissetmek, bünyenizi güçlendirmek için sağlıklı beslenmeyi seçin. Besin değeri düşük atıştırmalıklardan, hazır gıdalardan, şekeri veya tuzu yüksek hamur işlerinden, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durun. Bolca yeşil yapraklı sebzeler yiyin, taze sıkılmış meyve suları tüketin. Çünkü vitamin ve minareller bağışıklık sistemi için oldukça önemlidir. Ancak bunları sadece hastalandığınızda, zayıf düştüğünüzde bir seferde almak yerine vücudun ihtiyaç duyduğu miktarları düzenli olarak alırsanız bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve daha aktif bir yaşama sahip olursunuz.

 

Özellikle haftasonları evde kendinize zaman ayırın, bolca sebze ve meyve alın, damak tadınıza göre seçin en sevdiklerinizi ve sıkıp doyasıya için. Bir seferde bol miktarda sıkarsanız evde başkaları varsa onlarla da vitamin dolu içeceğinizi paylaşma şansınız olur. Kendiniz ve çevrenizdekiler için güzel bir şeyler yaratmak sizin elinizde hadi durmayın!

 

Sağlıklı olmanın yolu sağlıklı ve dengeli beslenmekten geçer, hayatınıza ne kadar güzel besin katarsanız o kadar enerjik, keyifli ve huzurlu olursunuz.


0 Comments

Wed

05

Nov

2014

EN SAĞLIKLI OLANI EVDE YAPILANI

Sağlıklı beslenme sizin için ne anlama geliyor hiç sordunuz mu kendinize?

 

Herkes için kriterler ve sağlıklı beslenmenin tanımı mutlaka farklı olacaktır. Ancak değişmeyecek bir şey varsa o da herkesin tanımının bir yerlerine düzenli, iyi, hafif ve düşük kalorili beslenmeyi eklemesidir. Bunu yapmak gerçekten zor değil fakat önemli olan yapacağınız şeyin veya kazanacağınız yeni alışkanlığın size "geçici" olarak değil "bir ömür boyu" hizmet etmesidir.

Bu nedenle herkes için sunulan milyonlarca reçete sizin için uygun olmayabilir. Reçete ne demek diyorsanız; "düzenli beslenmenin 5 yolu, kilo vermenin 10 yolu" gibi bizlere sunulan genel reçetelerden bahsediyorum. O listelere kendiniz için sayısız madde ekleyebilecekken neden yazılanla kısıtlı kalıyorsunuz ki? Sağlıklı beslenmek için sizi motive eden şeyleri bulmak sizin elinizde. Sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirme üzerine verdiğim koçluklarda danışanlarımın bulduğu motive edici çözümler beni bile şaşırtıyor çoğu zaman. Sonuçta hayal gücünün sınırı yok. Ulaşmak istediğiniz hayallere doğru ilerlerken kendi yaşam değerleriniz, kendi motivasyonunuz sizi o hedefe taşısın ki vardığınız noktadan, aynı dietlerde olduğu gibi, geriye dönmeyin!

 

Bir de kendimden örnek vermek istedim bugün sizlere. Ben herkesin bildiği yaptığı yemekleri değil hayal gücümle yemek yapmayı seviyorum demiştim. Şimdi bir de buna dışarıdan alabileceğim ürünleri evde kendim yaratmayı seviyorumu da ekliyorum:) Örneğin sabah kahvaltılarında yulaf ve kuru/taze meyve yemeyi seviyorum ancak dışarıda hazır paketlerde satılan, şeker oranı yüksek müslileri almayı sevmiyorum. Ben de kendi seçtiğim kuru meyve, kuru yemiş, yulaf ve daha bir çok ürün ile kendi müslimi hazırlıyorum. Yerken keyif alıyorum ve gerçekten mutlu, iyi ve hafif hissediyorum. 

 

Bu müslilerden danışmanlık yaptığım kişilere de onların özel ihtiyaçlarını belirleyerek hazırlıyorum (örneğin demir eksikliği gibi). Onlarda dışarıdan almak yerine bir süre sonra evde kendileri yapmaya başlıyorlar ve bunu keyif dolu bir alışkanlığa dönüştürüyorlar. 

 

Sağlıklı bir yaşam için önermek istediğim en önemli şey yemeklerinizi ne olursa olsun evde yapmayı denemeniz. Sağlıklı beslenmenin en önemli adımı gerçekten de bu. Dışarıda size sunulan hazır tuzaklara düşmeyin, kendiniz için sağlıklı bir yaşamı seçin.

 

0 Comments

Fri

19

Sep

2014

LİMONLA GELEN SAĞLIK

Eski Mısırlılar’ın çeşitli zehirlerden en etkili şekilde korunmanın limon yemek ve limon suyunu içmek olduğuna inandığını ve hatta son yapılan araştırmaların da bu inanışı doğruladığını biliyor muydunuz?

Limonun yüzyıllardır bilinen bir çok faydası vardır. Bunlardan en iyi bilinenleri limonun antibakteriyel, antiviral ve bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğinin olmasıdır. Limon aynı zamanda sindirimi kolaylaştırdığı ve aynı zamanda karaciğeri temizlediği için sağlıklı zayıflama dönemlerinde hayatınıza girebilecek en güzel destektir. Limon; bağışıklığı güçlendirmede ve enfeksiyonlara karşı savaşmada oldukça önemli olan C vitamini, sitrik asit, magnezyum, bioflavonoid (P vitamini), pektin ve limonen içerir.

Bakalım limon nelere şifa?

Akne tedavisi: Limon akne tedavisinde etkili olan sitrik asit içerir. Limonun içerisinde bulunan C vitamini de parlak bir cilt için oldukça faydalıdır. Limonun alkali yapısı akneye sebep olan bazı bakterileri yok eder. Akne için ne yapabilirim derseniz öncelikle her sabah uyandığınızda ilk iş ılık bir bardak suya birkaç damla limon sıkarak için veya parmak ucunuz ya da bir pamuk yardımıyla gece yatmadan önce taze limon suyunu aknenin üzerine sürün, ertesi sabah yıkayın. İlk başta hafif yanma hissi olabilir ancak o his kısa bir sürede geçecektir. Tabii ki ileri düzeyde bir akne rahatsızlığınız varsa bu yöntemi denemeden önce mutlaka bir doktora başvurun.

Kaygıyı azaltır: Limonun gerçekten sakinleştirici, yatıştırıcı etkisi vardır. Bu sayede yorgunluğa, kaygıya, sinirliliğe de iyi gelir. Özellikle limon yağı koklamak konsantrasyonu arttırır. Mesela çalışma alanlarınızda veya evinizin en çok vakit geçirdiğiniz köşesinde limon yağı esansını koku vermesi için kullanabilirsiniz.

Ağız yaralarına iyi gelir: Limonun antibakteriyel ve antiviral özelliği sayesinde ağız yaralarını daha çabuk geçirebilirsiniz. Bunun için hafif ılık suya biraz limon sıkın ve bu solüsyonla ağzınızı günde 3 defa çalkalayın. İlk başta yaradan dolayı yanma hissi oluşabilir ancak düzenli çalkaladığınızda yanma hissi azalıp, geçecektir.

Ateş düşürücüdür: Bir çok hastalık nedeniyle ateşiniz çıkabilir. Limon ile ateşi düşürebilirsiniz. Yine ılık bir suya 1 adet limonun suyunu sıkın ve 1 tatlı kaşığı da bal ekleyip 1 seferde için.  Bunu her iki saatte bir ateş düşmeye başlayana kadar tekrarlayın. 

Mideye iyi gelir: Mide bulantısı ve mide ekşimesini geçirmekte limon oldukça etkilidir. Hazımsızlığa iyi gelir. Özellikle yukarıda da belirttiğimiz gibi düzenli olarak limonlu ılık su içerseniz bağırsaklarınız da düzenli olarak çalışır, kabızlık probleminiz de azalır.

Limon aynı zamanda kalp ve damar sağlığını korumada etkilidir, böbrek taşı oluşumunu azaltır, saç-cilt bakımı için kullanılır, idrar söktürücü etkisi vardır, kansere karşı koruyucu bileşenler içerir, yüksek tansiyona da iyi gelir. Ayrıca limon toksinlerden kurtulmanızı ve sağlıklı bir vücuda sahip olmanızı sağlar. 

Günlük hayatta yemek veya salata yaparken, çaylarınızda veya sadece içtiğiniz suya ekleyerek bile olsa limona mutlaka beslenme düzeninizde yer verin. Sabah uyandığınız zaman 1 bardak limonlu ılık su içmek alışkanlığınız olsun.  Hatta evde sebze, meyve suları hazırlıyorsanız içlerine mutlaka 1, 2 adet limon suyu ekleyin ve limonun temizleyici, canlandırıcı ve tedavi edici etkilerinden yararlanın.

Referanslar

www.organicfacts.net

www.healthambition.com

www.beliefnet.com

http://foodmatters.tv

0 Comments

Tue

12

Aug

2014

EV YAPIMI BADEM VE FINDIK EZMESİ

Read More 0 Comments

Fri

08

Aug

2014

PROBİYOTİK VE PREBİYOTİKLERİN ÖNEMİ

Antibiyotik kullanımı ve günlük yaşamın getirdiği (sigara, kafein, alkol, hayvansal gıdaların aşırı tüketimi, içtiğimiz suyun ve tükettiğimiz besinlerin kalitesi) olumsuzluklar nedeniyle bağırsak florası ve hatta vücudun normal florası (yorgunluk, stres vs.) bozulur ve bazı rahatsızlıkların (kabızlık, gaz, alerji, diyare vs.) ortaya çıkmasına sebep olur.

 

Sindirim sisteminde yaşayan mikroorganizmalar; bağırsak ve vücudun normal florasının korunmasında etkili olduğundan hem sindirim sistemi hem de bağışıklık fonksiyonları için oldukça önemlidirler. İşte tam da bu noktada probiyotik ve prebiyotikler de önem kazanır.

 

Probiyotikler, canlı organizmalar yani bakterilerdir ve bağırsaktaki faydalı bakteri sayısını arttırırlar. Probiyotik mikroorganizmaların çoğu laktik asit bakterileri (en çok Laktobacillus’lar, Bifidobacterium’lar) grubundandır. Probiyotik bakteriler, gıdaların sindirilmesinde bağırsaklara yardımcı olurlar ve aynı zamanda bağırsaklarda selüloz ve diğer sindirilmeyen gıda bileşenlerini parçalayarak sindirim sistemine yardımcı olurlar. Sindirim sisteminin iyi çalışması sağlıklı bir metobolik aktiviteye ve dolayısıyla sağlıklı bir vücuda sahipsiniz demektir.

Probiyotik ürünlerin en iyileri; kefir ve yoğurttur. Araştırdığınızda karşınıza süt ve peynir de birer probiyotik olarak çıkacaktır ancak her ikisinin de çok fazla işlemden geçmesi, içlerinde bulunan size faydası olacak sağlıklı, canlı organizmaların ölmesine sebep olmaktadır. Probiyotikler özellikle ezcanelerde toz halinde de bulunmaktadır. Bu şekilde temin etmeyi düşünüyorsanız, aldığınız ürünün içerisinde Laktobacillus cinsi bakterilerden olan Acidophilus cinsi bakterinin yüksek miktarda bulunmasına dikkat etmenizi öneririm.  Tabii ki unutmamak gerekir ki toz ürünleri kullanmak yerine gerçek besinleri tercih eder ve kefir veya yoğurdu evde kendiniz yaparsanız en iyi faydayı sağlarsınız.

Prebiyotikler ise sindirilmeyen besinlerdir. Bu besinler bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin sayısını ve aktivitesini arttırdığı gibi probiyotiklerin de etkisini arttırırlar.  Prebiyotikler, bağırsak hareketlerini düzenler (kabızlık vs.), kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini ve vücut açısından kullanım etkinliğini attırarak kemik metobolizmasını güçlendirirler.

Prebiyotikler, başta hindiba kökü, yer elması, çiğ sarımsak, çiğ/pişmiş soğan, muz, buğday kepeği, kuşkonmaz olmak üzere sebze, meyve ve tahılların yapısında bulunur. Tüm bu besinleri ne kadar çiğ olarak tüketirseniz prebiyotiklerden bir o kadar fazla yararlanırsınız.

Sindirim sisteminizin sağlığı, bağışıklık sisteminize ve sağlığına katkısı olan bakterilerin doğru dengede olmasına bağlıdır. Probiyotik ve prebiyotik tüketerek sindirim sisteminizin sağlıklı olmasına ne kadar özen gösterirseniz o kadar güçlü bir bağışıklık sistemine ve dolayısıyla sağlıklı bir vücuda sahip olursunuz.

 Referanslar

www.health.harvard.edu

www.eufic.org

www.womenshealthmag.com

www.dfgd.org.tr

www.prebiotin.com

0 Comments

Fri

04

Jul

2014

SAĞLIKLI BESLENMEK İÇİN İYİ BİR SEÇİM "KARABUĞDAY"

Bu hafta özellikle glutensiz besinlerle beslenmeye çalışırken karabuğday (greçka olarak da bilinir) geldi aklıma. Karabuğday genellikle Bağımsız Devletler Topluluğu ve Polonya'da yetiştirilir, gluten içermez, çölyak hastaları ve gluten allerjisi olanların beslenmesi için uygundur. %11 protein, %2 yağ içerir ve lifi çok yüksektir.  Dolayısıyla içerdiği az miktardaki yağ oranı ve açlık duygusunu bastırma konusunda etkisi oldukça yüksek olduğundan sağlıklı bir şekilde zayıflamak isteyenler için de oldukça faydalıdır. Karabuğday aynı zamanda mineraller, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, magnezyum, fosfat, mangan, fosfor, kalsiyum, demir (diğer tahıllardan daha fazla ihtiva eder), çinko, flavonoid, rutin ve P vitaminin en yüksek kaynaklarındandır.

 

Karabuğdayın bildiğimiz buğdayla bir ilgisi yoktur. Bir tür bitki tohumu olan karabuğday hazmedilebilir proteini en yüksek miktarda bulundurur. İçerdiği rutin kılcal damarları güçlendirir, kandaki kolesterolü azaltıcı etkisi vardır.  Çok iyi bir P vitamini kaynağı olan karabuğday C vitamininin absorbe edilmesinde gereklidir. Karabuğdayın vücudu rahatlattığı, iltihaplanmaları önlediği ve bağırsak fonksiyonları düzenleyici etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Karabuğday temel amino asitlerden biri olan lisin ve karaciğerin çalışmasını kolaylaştıran choline içerir.

 

Karabuğday ve daha fazlası...

  • Karabuğday da bulunan besinler kan şekerinin kontrolüne katkıda bulunur. Şeker hastalırının kan şekerlerini dengede tutmalarına yardımcı olur.
  • Kandaki yağı düşürücü etkisi vardır.
  • Safra taşı oluşumunu engellemede yardımcıdır.
  • Kanser önleyici etkisi sebze ve meyvelerle eşittir.
  • Vücutta yağ toplanmasını engeller.
  • Bağırsakların iyi çalışmasını detsekler, kabızlığı engeller.
  • Yüksek düzeyde protein içerir
  • Çok değerli bir bitkisel protein kaynağı olduğundan vejetaryanlar için son derece besleyicidir.
  • Antioksidandır.
  • Kilo kontrolü ve zayıflama sürecinde tüketilmesi idealdir.

 

 

Kullanımı:

Unundan galetalar ve ekmek yapılabilir. Sebze olarak mercimek gibi pişip tüketebilirsiniz. Karabugdayın, üzerine kaynar su döküldükten sonra ılık bir yerde bir gece bekletilerek pişirmeden yenmesi tavsiye edilmektedir, tuzsuz ve baharatsiz tüketilmesi önerilmektedir. “Greçka” diye araştırdığınız taktirde karabuğday çorbası, pilavı ve köftesi için birbirinden güzel ve sağlıklı tariflere ulaşabilirsiniz veya kendi damak tadınıza göre kendi tariflerinizi oluşturabilirsiniz.

 

Artık sağlıklı yiyeceklerin önemini ve değerini her geçen gün daha iyi anlıyoruz ve yaşam tarzımızda kalıcı değişikler yapmaya çalışıyoruz. Bunun ilk adımı da besin değeri yüksek yiyecekleri bilmek ve beslenmemize eklemekten geçiyor. Bu doğrultuda karabuğday sahip olduğu besin değerleri kompozisyonu açısından mükemmel bir tercihtir.

 

Yeni besinlerle tanışmaktan çekinmeyin. Lezzet ve keyif hayatınızdan eksin olmasın, iyi beslenin ve sağlıklı kalın!

 

Referanslar

www.hepsaglikliyasam.com

www.bitlkisel.blogcu.com

www.durubulgur.com

0 Comments

Wed

11

Jun

2014

ŞİFALI BİTKİ ALFALFA (YABANİ YONCA)

Read More 4 Comments

Fri

06

Jun

2014

SÜT GERÇEKTEN YARARLI MIDIR?

Havyanlardan elde ettiğimiz sütün faydalı bir besin olduğu sanılır ancak değildir. Bir bebek için en önemli şey annesi sütü almasıdır. Ancak inek sütü insanların tüketmesi için elverişli değildir. İnek sütünün içindeki büyüme hormonları buzağıları 2 yılın sonunda olgunluk kilolarına ulaştıracak yapıya sahiptir. Çok basit bir örnekle açılayalım; buzağı doğduğunda 45kg'dur, olgunlaşınca 500kg olur. İnsan 3-4kg arası doğar ve yaklaşık 80kg ulaşıncaya kadar 21 yıl geçer! Neden çoğu kişide, küçük çocuklar dahil alerjiler oldukça fazla görülüyor veya neden sindirim bozuklukları yaşanıyor dersiniz?

 

Anne sütünde bulunan laktalbumin insanlar tarafından kolayca sindirelebilir bir proteindir. İnek sütünün ana proteini ise kazeindir. İnek sütü çok yüksek miktarda kazein içerir. İnsan, inek sütündeki bu proteini metobolize edemez, yani sindiremez. Hele bebekler kazeinin %50 hatta daha fazlasını sindiremez. Dolayısıyla kısmen sindirilebilen bu protein genellikle kana karışır, dokulara zarar verir ve alerjiye karşı hassasiyet yaratır. Bu durumda bir şekilde karaciğer, kısmen sindirilmiş bu proteini dışarı atmak zorunda kalacaktır ve bu da boşaltım sistemine oldukça gereksiz bir yükün binmesi anlamına gelmektedir. Bir süre sonra büyük mide sorunları oluşur hatta on iki parmak bağırsağı da zarar görebilir. 

 

Sütü kalsiyum için içiyoruz, bebeklere gece uyumaları için süt veriyoruz, sütün olmadığı bir hayat düşünemiyoruz. Sonra da eklem ve kemik sorunları, sindirim sistemi bozuklukları, mide rahatsızlıkları, allerji ve çeşitli hastalıklardan kurtulabilmenin yollarını arıyoruz.

 

Sağlıklı olmak, sağlıklı bir şekilde zayıflamak istiyorsanız süt ve süt ürünlerini tüketmek konusunu bir kez daha düşünün. En azından günlük içitğiniz bir bardak sütten vazgeçin. Kalsiyum almak istiyorsanız; bol miktarda yeşil sebze, fındık, fıstık, portakal yiyin, susam yağı tüketin!

0 Comments

Wed

04

Jun

2014

ŞİFALI BİTKİ ZERDEÇAL

Zerdeçal, halk arasında hint safranı olarak da bilinir, özellikle Pakistan, Çin ve Hindistan gibi ülkelerde yetiştirilmektedir. Hatta safrana benzediği için safran kökü olarak da adlandırılır.

 

Zerdeçalın aktif etken maddesi kurkumin (curcumin) bir Hint bileşeni olan köriye parlak sarı rengi veren maddedir. Zerdeçal Batı’da daha çok baharat olarak kullanılırken, Asya’da tıbbi ilaç ve kozmetik sektöründe, iltihaplarda, cilt yaraları ve tümörlerinde, zihinsel fonkiyonları arttırmada doğal ilaç olarak kullanılmaktadır. 

 

Yüzyıllardır faydaları bilinen zerdeçalın kullanılan kısmı toz haline getirilmiş olan köküdür. Zerdeçaldan, antioksidan özelliğinden dolayı, hastalıklara karşı yararlanabilir aynı zamanda yemeklerinize baharat olarak kullanabilir, cilt bakımınız için maskeler de yapabilirsiniz. Özellikle mide rahatsızlığı çeken kişiler mutlaka zerdeçal kullanmayı denemelidir.

 

Yapılan araştırmalar zerdeçalın kolon, cilt ve göğüs kanserinde büyük ölçüde fayda sağladığını göstermiştir.  Şeker hastalığı olan kişiler de zerdeçalı yemeklerinde kullanabilir. Çünkü zerdeçal şeker hastalığının vücuda olan olumsuz etkilerini azaltır ve tedaviye katkı sağlar. Bunların dışında kurkuminin antioksidan ve anti-iltihapsal özelliklerinden dolayı kalp hastalıklarından, damar tıkanıklıklarıyla ilgili sorunlara kadar fayda sağlamaktadır. Zerdeçal kullanımı hazmı kolaylaştırır, solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde yarar sağlar, gaz ve idrar söktürücüdür, mideyi kuvvetlendirir ve kolestrolü azaltıcı etkisi vardır.

 

Zerdeçal Nasıl Kullanılır?

Zerdeçalı bal ile karıştırıp tüketebilirsiniz, yemeklerinize, yaptığınız keklere ve hazırladığınız içeceklere (detox içecekleri, taze meyve  ve sebze suları) ekleyebilirsiniz. Ancak günlük almış olduğunuz ölçü önemlidir. Zerdeçal kan sulandırıcı ilaçlarla birlikte tüketilmemelidir. Fazla miktarda alınması ise mide mukozasını tahriş edebilir. Karaciğer iltihabı olan kişilerin de zerdeçal tüketmesi tavsiye edilmez. Özellikle hamile ve emziren bayanların bir doktora danışmadan kullanmaması gerekir. 

 

Toz zerdeçal kökü günlük  1-3 gr alınabilir. 

 

Zerdeçalı yukarıda belirttiğim gibi harici olarak cilt bakımında da kullanabilirsiniz. Ancak öncelikle allerjiniz olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Bunun için zerdeçalı bileğinizin iç kısmına az miktarda sürün ve herhangi bir allerjik rekasiyon gösterip göstermediğinizden emin olun.

 

Yüz maskesi yapmak için 1 çay kaşığı zerdeçal ile 1 tatlı kaşığı pirinç unu ve 1 yemek kaşığı balı karıştırarak cildinize sürebilirsiniz. Bu maske özellikle yüzdeki leke ve renk dengesizliklerine (pigmentasyon problemleri) iyi gelmektedir. Aynı zamanda cildi beyazlatır, antioksidan etkisi ve hücre yıkımını azaltıcı özelliği sayesinde de daha parlak ve canlı bir cilt oluşumunu destekler.

Bu maskeyi yüzünüzde 20 dakika kadar bekletmeniz gerekir. Yüzünüzü yıkadıktan sonra hafif bir sarılık kalabilir. Yüzünüzü tekrar yıkarsanız sarılık geçecektir.

 

Bu karışımın içerisine 3 damla kadar keten tohumu yağı da eklerseniz cilt kırışıklıklarını azaltma ve cildin elastikiyetini arttırmaya yönelik fayda sağlarsınız. 

 

Referanslar

http://www.beslenmedestegi.com

http://www.sifalibitkitedavisi.com 

http://www.zerdecal.org

0 Comments

Wed

21

May

2014

ÇÖREK OTU OLMAZSA OLMAZLARINIZDAN OLSUN

Türk mutfağında poğaçaların, çöreklerin, kurabiyelerin üzerine koyduğumuz çörek otunun çok şifalı bir tohum olduğunu biliyor muydunuz?

 

Sizlerle çörek otunun ve çörek otu yağının başlıca özellikleri ve faydalarını paylaşacağım. Tedavi etmek istediğiniz belirli bir hastalığınız var ise konuyla ilgili yapacağınız detaylı araştırmalarda kullanım şekli, dozu ve yan etkileri hakkında daha derin bilgi toplamakta fayda vardır. Aşağıda da beliteceğim gibi çörek otu ve yağı günümüzde önemi çok fazla vurgulanmayan mucizevi bir tohumdur. Çörek otunu genellikle kurabiye, çörek vb. yiyeceklerde kullanırız ancak faydalarından yararlanmak için çörek otunu mutlaka tek başına tüketmeyi denemenizi tavsiye ederim. 

 

Çörek otu asırlar boyunca hem bitki hem de yağı ile birlikte dünyanın dört bir yanında milyonlarca insan tarafından sağlıklı yaşam desteği olarak ve tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Çörek otu bitkisi Güney Avrupa, Balkan ülkeleri, Kuzey Afrika, Türkiye ve Hindistan’da yetiştirilmektedir. O kadar fazla faydası vardır ki Hz. Muhammed (SAV) çörek otu için “Çörek otunu kullanın, ölümden başka her şeye devadır.” diye buyurmuştur.

 

Çörek otu %21 protein, %38 karbonhidrat ve %35 bitkisel yağlardan oluşmaktadır. İçeriğindeki aktif maddeler, nigellon, thymoquinon ve uçmayan yağlardır. Diğer maddeler ise, linoelik asit(Omega-6, Omega-3), oleic asit, palmitik asit, kalsiyum, sodium, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenium, fosfor, vitamin A, vitamin B, vitamin B2, niasin ve vitamin C dir. Bu maddelerden özellikle nigellon ve thymoquinon etken maddeleri çörek otunun destekleyici özelliğinde oldukça önemlidir.

 

Çörek Otunun Genel Faydalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Mikrop, virüs ve mantarlara karşı öldürücü tesire sahiptir. 
  • İfraz boşaltıcı ve solunum borusunu genişleticidir. 
  • Kansere karşı koruyucu etkisi vardır. 
  • Kan şekerini düzenler. 
  • Yorgunluk halini giderip zindelik verir. 
  • Damar hastalıklarını önler. 
  • Cinsel gücü arttırır. 
  • Hazmı kolaylaştırır. 
  • Vücuttaki toksinleri süzerek atar. 
  • İdrar söktürücü özelliği ile safraya iyi gelir. 
  • Yaraların çabuk iyileşmesini ve hücrelerin yenilenmesini hızlandırır. 
  • Alerjileri önler. 
  • Savunma sistemini dengeler. 
  • Hormon sistemini ve ruh hâlini sağlamlaştırır. 

 

Çörek otunun kullanımı:

Çörek otu bir hastalık durumunda kullanılabileceği gibi günlük veya gün aşırı olarak öylesine de tüketilebilir. Aşırı alınmadığı taktirde herhangi bir yan etkisi ve zararı tespit edilmemiştir.

 

Çörek otunun en iyi tüketim şekli tohumları çiğnemektir. Çiğnerken tadı hoşunuza gitmez ise çörek otunu ağzınızda 1-2 dakika bekletin. Tükürüğünüz sayesinde tohumlar yumuşamaya başlar. Yumuşayan tohumları iyice çiğneyin hemen yutmayın. Çörek otu çiğnendikçe acımsı bir tat yerine daha tatlı bir tat vermeye başlayacaktır. İyice çiğnedikten sonra bir bardak su ile hepsini yutun. Ancak çörek otunun öğütülmeden kullanımı bazı kişilere sindirim anlamında rahatsızlık verebilir. Sindirim konusunda rahatsızlığın var ise mutlaka öğütüp, toz haline getirip, bal ile karıştırıp macun haline gelen karışımı yutarak tüketebilirsiniz.

 

Çörek otunu aç karnına tüketiniz.

 

Süt veya yoğurt ile tüketmeyiniz.

 

Öğütülmüş olarak kullanacaksanız uzun süre saklamayınız.

 

Yapılan bir araştırmaya göre yemeklerden önce olmak üzere günde 3 kez tüketildiğinde bir çok fayda sağlamaktadır.

 

Yemeklerden yarım saat kadar önce tüketilmesi kilo verme sürecinde sağlıklı zayıflamayı sağlamaktadır.

 

Gün içerisindeki kullanım miktarı 2 gramdan fazla olmamalıdır. Çünkü bir çok faydalı yönü olan bu otun fazla tüketimi zararlı olabilmektedir.

 

ÇÖREK OTU YAĞI

İçinde eterli yağlar mevcuttur. Nigellon ve alfa-pinen içerir. Nigellon solunum borusunu genişletip kramp gidericidir. Diğer eterli yağlar iltihap, ağrı dindirici ve idrar söktürücüdür. Ayrıca vitamin B1, B2, B6, B3, A, E, C ve demir, kalsiyum, magnezyum, çinko ve selen mineralleri içerir. 

Çörek otu yağı bağışıklık sistemi bozukluklarını giderir ve düzgün çalışmasını sağlar. Astım ve öksürük gibi sorunların giderilmesinde faydalıdır. Günümüz fazlasıyla karşılaştığımız kanser hastalığında ise risk durumunu azaltıcı etkisi vardır. Özellikle de kanserin iyileşme evresinde çörek otu yağından faydalanıyor olmak iyileşme sürecinde hızlanma sağlar. Saç dökülmesinde etkilidir, kepeğe karşı etkisi kanıtlanmıştır. Çörek otu yağı günde 3 defa 1 çay kaşığı oranında kullanılır. Yağın üzerine bir miktar su içilebilir.

 

Çörek otu yağı faydaları:

  • AİDS’in kişiler de gerçekleşmesini önler.
  • Antikanserojen (kanseri önler, geriletir ve durdurur)
  • İmmunomodulator ( bağışıklık sistemini ciddi derecede düzene sokar)
  • Antidiyabetik ( diyabet hastalığında tedavi edicidir)
  • Antialerjik (alerji durumlarını keser ve iyileştirir)
  • Antidiaretik ( ishali kesici ve ciddi derecede önleyicidir)
  • Antienflamatuvar ( iltihaplanma sorunlarını önler)
  • Böbrek hastalıklarının tedavisinde etkili sonuçlar verir
  • Romatizmal sorunlarda önler.
  • Kolestrol düşürür.
  • Mikropların dağılımını giderir.
  • Mantar sorununu geriletir.
  • Damar sorunlarını giderir.

 

Çörek otu ve yağını sağlıklı bir yaşam yolunda hayatınızdan eksik etmeyin. İlaçlardan ve katkı maddesi içeren ürünleri kullanmak yerine önce gerçekten doğal olanı, size doğal yollarla ulaşanı seçin ve deneyin. Hayatınızda yarattığınız farkı göreceksiniz.

 

Referanslar

www.coreklen.com

www.corekotu.gen.tr

http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87%C3%B6rek_otu

0 Comments

Wed

09

Apr

2014

FİLİZLENDİRME

Her gün yediğim sebze ve meyveleri gözlemleyip, bunlardan neler yaratabilirim diye düşünüyorum. İstediğim şey hem faydalı olanı yemek, hem de kolay çözümler bulmak. Kinoa'yı içerdiği besin değerleri ve özellikle tadını sevdiğim için oldukça fazla kullanıyorum. Sizlerle de bu tarifleri paylaşıyorum. Uzun zamandır "filizlendirme" nasıl yaparım, pratik midir diye araştırıyordum, kinoa ile bunu denemeye karar verdim. Son bir kaç aydır evde çeşitli tahılları filizlendiriyorum. Farkettim ki bu gerçekten doğanın bize sunduğu bir nimet. Yediğiniz zaman verdiği hafiflik tarif edilemez. Hem zaman da almıyor, üstelik yediğim şeyin vitamin değerini %800'e kadar arttırmış oluyorum. Şuan filizlendirdiğim her şey buzdolabımın baş tacı oldu. Ben bu filizleri çorba yaparken kullanıyorum, salatalara koyuyorum, yemeklere karıştırıyorum, cacık yapanı bile duydum ...

Şöyle hem sağlıklı hem de pratik bir şeyler yapsam diyorsanız sizi aşağıdaki notlarımla başbaşa bırakıyorum.

 

Filizlendirme tohum, baklagil, tahıl ve kabuklu yemişlerin çinlenmeye başlama sürecidir. Filizlendireceğiniz bitkinin mutlaka kabuklu olması gerekmektedir. Örneğin beyaz pirinç, kırmızı mercimeği filizlendiremeyiz. Filizlendirme besinlerin besin değerlerini arttırmanın en kısa ve kolay yoludur. Bu sayede besinlerin protein, vitamin ve enzim değerleri artar. Filizlendirme, tohumu canlı bir bitkiye dünüştürür bu sayede de tohumun içerisindeki anti besinsel maddeler açığa çıkarak içlerindeki değerli besinleri sunmaya başlarlar. Filizlendirilmiş besinler daha kolay sindirilirler ve antioksidanlarla dolu oldukları için bağışıklık sistemini güçlendirirler.

 

Ette olduğu kadar protein, yüksek miktarda kalsiyum, demir içerdiği ve 100 gramında 6 gram lif bulunduğundan dolayı kinoayı filizlendirmeyi özellikle seçtim. 

 

Diğer filizlerin besin değerlerine bakacak olursak;

  • Filizlendirilmiş mercimek yüksek oranda protein içerir, aminoasit yüklüdür. İdrar söktürücü ve adrenalin sistemi uyarıcıdır. 
  • Filizlendirilmiş maş fasulyesi yüksek miktarda protein içerir. Bağırsak düzenleyicidir ve şekeri düşürür. 
  • Filizlendirilmiş badem E vitamini ve kalsiyum kaynağıdır. Kolesterolü düşürür, kalp hastalıkları riskini azaltır. 
  • Filizlendirilmiş nohut doymamış yağ ve demir bakımından zengindir. Pankreas, mide ve kalp için yararlıdır. 
  • Filizlendirilmiş ayçekirdeği demir, E ve B vitamini kaynağıdır. Kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. 

 

Kinoayı nasıl filizlendirebilirim?

Kinoa bir cam kavanoza veya çukur bir kaba konur. Üzerine su eklenir ve yaklaşık 4-5 saat suda bekletilir. Sonra sudan geçirilir, suyu süzülerek tekrar kabına alınır ve üzeri bir tülbentle kapatılır. Kavanoz/kap çok ışık almayan bir köşeye konur. Kinoa'nın filizlenmesi yaklaşık 12 saat sürmektedir. 

Bu 12 saat süresince sabah, akşam olmak üzere günde 2 defa kinoayı bir kevgire alıp sudan geçirir, suyunu süzer, tekrar kaba alırız. Bu işlem filizler istediğiniz boya gelene kadar tekrarlanır. Filizlenme süresi her tohum için farklı olduğundan, filizlerin boyuna bakarak hazır olup olmadığını anlayabiliriz.

Filizler hazır olunca tekrar sudan geçirilir, süzülür ve kapalı bir kaba alınarak buzdolabında saklanır. Filizlenmiş tohum 4 - 5 gün buzdolabında saklanabilir.

 

Referanslar

www.thelifeco.com, www.intelligenceverte.org, www.cuisiner-autrement.com

4 Comments

Wed

02

Apr

2014

SPİRULİNA NEDİR?

Spirulina, protein, vitamin, klorofil, mineral, karotenoid ve antioksidan bakımından oldukça yüksek besin değerine sahip, mavi-yeşil alg olarak da bilinen mikroskobik bir yosun türüdür. Spirulina çok eski zamanlardan bu yana kullanılan bir besin kaynağıdır. Asrın besin kaynağı olarak bilinen ve geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan bu siyanobakteri (mavi-yeşil algler, mavi-yeşil bakteriler olarak da bilinen enerjilerini fotosentez yolu ile elde eden bir bakteri dalı) dünya üzerinde var olan en eski mikroorganizmadır.

 

Spirulina; B kompleks vitaminler, beta karoten, E vitamini, manganez, çinko, bakır, demir, selenyum ve gamma linolenik asit (GLA Omega-6 yağlarından biri) gibi besin değerlerini içeren bir protein kaynağı olmanın dışında bilinen protein kaynakları içerisinde en yüksek protein (%60 - %70) değerine sahip doğal bir besin kaynağıdır. 

 

Spirulina'nın bağışıklık sistemini desteklediği ve hastalıklara karşı koruma sağladığıyla ilgili uluslararası birçok bilimsel çalışma vardır. Bununla birlikte Spirulina'nın genel anlamda bağışıklık sistemini oldukça güçlendirdiği, alerjik reaksiyonlara karşı koruma sağladığı, antiviral ve antikanser özelliklerinin de olduğu sayılabilecek faydalarından bir kaç tanesidir.

 

Başka faydaları var mıdır?

Hem de çok. Bunlardan başlıcalarını sayarsak;

  • Doğadaki en zengin antioksidan kaynaklarındandır.
  • Vücut dengesi, stres ve hafıza üzerinde etkilidir. 
  • Deri, gözler ve saçlar için önemlidir. Tırnaklarınızı güçlendirir.
  • Kilo kaybetmek isteyenler için çok iyi bir besin kaynağıdır.
  • Hem kırmızı hem de beyaz kan hücrelerinin üretimini teşvik ettiğinden kansızlık sorunu yaşayanlar için de oldukça önemlidir.
  • Spirulina’nın içinde 60’dan fazla temel besin maddesi vardır.
  • Vücudunuzdaki ağır metallarden kurtulmanızı sağlar.
  • Toksin özelliği yoktur.
  • Toksinlerden arınmanızı sağlar. 
  • Yüksek miktarda protein içeren Spirulina, günlük hayatta tükettiğimiz bir çok besinde nadir olarak bulunan temel amino asitlerin tamamını, organizmamızda bulunması gereken 8 elzem amino asiti, içermektedir. Bu elzem amino asitlerin hepsi Spirulina dışında hayvansal gıdaların içerisinde bulunmaktadır. 
  • Selüloz içermeyen zar duvarları olduğundan kolaylıkla sindirilebilir.
  • Enerji verir. Spor yapanlar için yüksek protein, mineral ve vitamin içeriği sayesinde kas yapısı gelişimini ve kasların daha çabuk toparlanmasını destekler.
  • Doğadaki en zengin klorofile sahiptir.
  • Doğada en zengin E vitamini içeren besinlerden biridir.
  • Doğadaki en zengin organik demir oranına sahiptir.

10 gram Spirulina ‘da neler var?

Vitaminler                                  Mineraller 

Beta Karotene14 mgr                  Kalsiyum 70 mg

Vitamin A23000 IU                       Krom 25 mcg

B1 Thiamine 0,35 mg                  Bakır 120 mcg

B2 Riboflavin 0,40 mg                 Germanyum 60 mcg

B3 Niacin 1,4 mg                         Demir 15 mg

B6 Pyridoxine 80 mcg                  Magnesyum 40 mg

B12 Colobalimine 20 mcg            Manganez 0,5 mg

Vitamin D1200 IU                         Fosfor 80 mg

Vitamin E1,0 mg                           Potasyum 140 mg

Vitamin K200 mcg                        Selenyum 10 mcg

Biotin 0,5 mcg                              Sodyum 90 mg

Folate1 mcg                                 Çinko 0,3 mg

İnostitol 6,4 mcg

Pantothenic Acid  10 mcg

 

Protein: % 65 Karbonhidrat: % 20 Yağ: % 5 Mineral: % 7  Nem: % 3

 

Biliyor muydunuz?

1974 yılında Birleşmiş Milletler - Gıda ve Tarım Organizasyonu (FAO) Dünya Gıda Konferansı’nda Spirulina’nın geleceğimizin en iyi gıdası olduğunu açıklamıştır. 

 

1981 yılında ABD’in, Gıda ve İlaç Bakanlar Kurulu (FDA) Spirulina’yı “En iyi besin takviyesi” olarak tanımıştır. 

 

1993 yılında Uluslararası Gıda Konferansında “En iyi doğal besin” ödülüne layık görülmüştür. 

 

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 1993 yılında Cenova-İsviçre’de “Birçok nedenden dolayı yararlı olan Spirulina herhangi bir risk olmadan çocuklara verilmesi uygundur” açıklaması yapmıştır.

 

Nasıl tüketilir?

Spirulina ister hap olarak ister toz halinde tüketilebilir. Spirulina’yı toz halinde satın alırsanız istediğiniz herhangi bir öğünden önce veya öğünle birlikte tüketebilirsiniz. Sabah kahvaltısında yoğurt, meyve suları veya bal ile; öğle yemeklerinde salatanıza katarak kalori değeri düşük, besin değeri oldukça yüksek bir öğün hazırlamış olursunuz. Akşamları tüketecekseniz sebze yemekleriyle karıştırabilirsiniz. Spirulina’yı kesinlikle pişirmemek gerekir, tamamen olduğu şekilde, doğal olarak tüketilmesi gerekmektedir.

Toksinlerden arındırıcı özelliği olduğundan ilk başta az miktarda tüketmek ve zamanla miktarı ihtiyaca göre arttırmak gerekir. İlk başlarken önerilen miktar günde 1 tatlı kaşığıdır.  

 

Farklı tatları tüketmekte zorlanıyorsanız Spirulina’yı badem ezmesi, bal gibi tatlı ancak faydalı ürünlerle karıştırarak tüketirseniz tadını hiç almazsınız. Spor yapanlar ise protein bar yaparak ve böylece en doğal şekilde beslenerek enerji kaynaklarını arttırabilir, kas gelişimi sağlayabilir.

 

Satın almak için Türkiye’de Çukurova Üniversitesi’nin ürettiği ürünleri tavsiye ederim.

 

Çok yakında Spirulina ile evde yaptığım protein bar tarifini de sizlerle paylaşacağım.

 

Referanslar

www.spirulina.gen.tr

umm.edu/health/medical/altmed/supplement/spirulina

www.kozmiksifa.com

 
0 Comments

Tue

25

Mar

2014

TEMİZ BESLENME (CLEAN EATING)

Yıllardır market alışverişine çıktığımda bir şeyler alırken mutlaka paketlerin üzerinde yazan “içerik” kısmını okurum. İçerisinde ne var, ne kadar şeker, yağ, tuz var yani vücuduma ne girecek hep merak ettim. İlk başlarda varolan bilgime göre bazı paketli gıdaları  eleyip, almaktan vazgeçerken daha sonraları gördüğüm içerikleri internette araştırmaya başladım. Bu sayede işlenmiş ürünlerin gerçekten neler içerdiğini ve sağlığımı nasıl etkileyebileceklerini gördüm. Hatta organik ürün diye yanına yaklaştığım bir çok gıdanın da  koruyucu maddeler içerdiğini gördüm.

 

İşlenmiş gıdaları tüketmeden nasıl beslenebilirim diye düşünürken karşıma “Temiz Beslenme” ile ilgili bir makele çıktı. Öğrendim ki temiz beslenmek tüm işlenmiş gıdaları hayatından çıkartmak (market raflarında gördüğünüz paketli, işlenmiş gıdalar) ve bunların yerine taze ve doğal besinlerle beslenmekmiş.  Yani içerisinde koruyucu veya katkı maddesi bulunmayan tüm ürünler. 

 

Önceden de ne yediğime hep önem veren birisiydim ancak temiz beslenmek ile ilgili yaptığım araştırmalar beni biraz daha öteye götürdü. Tabii ki ilk başlarda insan kendisine soruyor hep alıştığı bir şeyi alırken onun yerine nasıl bir alternatif koyabilirim diye. Eğer önce “ne” yediğimizi iyi gözlemler sonra da “daha iyi ne” yiyebilirime bakarsak adım adım ilerlemek, yapay olandan doğal olana geçişi sağlamak gerçekten mümkün. En başta belirttiğim gibi bu farkındalığa varmak için aldığınız her şeyin ne içerdiğine bakmak en iyi teknik. Bırakın içerikler size rehberlik etsin. Çünkü paketlenmiş her ürünün içerisinde koruyucu veya kimyasal olacak diye de bir kural yok. Örneğin; mercimek alacaksınız. Mercimeği bahçenizde yetiştirmediğiniz sürece paketlenmemiş olarak alma şansınız çok az. O zaman marketten mercimek alırkan paketin üzerinde yer alan içerikte sadece ve sadece mercimek yazıp yazmadığına dikkat edin. Yani mercimeğin yanı sıra tatlandırıcı, kıvam arttırıcı, renklendirici veya sodyum, sodyum asit fosfat vs. gibi bazen okurken adını bile telaffuz edemediğiniz extra katkı maddeleri olmasın. 

 

Temiz beslenme prensipleri nelerdir;

1.Tam tahıllı, doğal besinleri tercih edin ve işlnemiş gıdaları azaltın veya mümkünse hayatınızdan çıkartın.

2.Rafine gıdalar (beyaz pirinç,  beyaz undan yapılan gıdalar, konserveler, hazır gıdalar vs.) yerine rafine edilmemiş (tahıllar, meyveler, sebzeler, baklagiller) tercih edin.

3.Her öğününüze mutlaka protein, karbonhidrat ve yağ ekleyin.

4.Yediklerinizdeki yağ, tuz ve şeker miktarlarına dikkat edin.

5.Gün boyunca 5-6 porsiyon, 3 ana öğün ve diğerleri ara öğün olmak üzere, yemek tüketin. 

6.Kaloriyi içerek almayın. Özellikle ambalajlı ve kutuda olan, bol miktarda şeker ve tatlandırıcı içeren içecekler (meyve suları, asitli içecekler, meyveli sodalar vs.) yerine taze sıkılmış meyve suları, soda ve su tercihiniz olsun. 

7.Hareket edin. Çünkü fiziksel aktivite sadece kilo kaybı veya kas yapımı için değil, sağlıklı bir vücut yapısına sahip olup, zinde bir yaşam sürmeniz için gereklidir.

 

Temiz beslenebilmek için nelere dikkat edebiliriz;

1.Etiketli olamayan ürünleri tercih edin. Çünkü doğal ürünlerin içeriğinde sadece bir ürün vardır, o da ürünün kendisidir. Bu nedenle etiketleri yoktur.

2.Bir ürünün televizyonda reklamını görüyorsanız, o üründen uzak durun. Neden bir brokolinin reklamı yok, gofretin var sorusunu sormak size yardımcı olacaktır.

3.İşlenmiş yağlardan uzak durun.

4.Bir ürünün içeriğindeki herhangi bir şeyi siz okurken telaffuz edemiyorsanız almayın. Mono kalsiyum fosfatı mı okuması kolay yoksa deniz tuzunu mu?

5.Pişirirken mümkünse zeytinyağı veya hindistancevizi yağı kullanın. 

6.Yapay tatlandırıcı ve koruyucuları beslenmenizden çıkartın. 

7.Yeterli miktarda su için.

8.Düşük yağ oranı, şeker içermez gibi ibarelere inanarak faydalı bir ürün tüketiyor olduğunuzu düşünmeyin.

 

En önemlisi vücudunuzun sesini dinleyin, doğal besinlerle beslendiğinizde ne gibi değişimler oluyor gözlemleyin. Yemeklerinizi evde pişirin, salata soslarınızı bile kendiniz yapın. En sonunda bağışıklık sisteminizin güçlendiğini, enerjinizin arttığını hatta giderek atıştırma isteğinizin yok olduğunu göreceksiniz. 

 

Referanslar

www.health.com, www.cookinglight.com, www.eatingwell.com

0 Comments